Vade Farkı ve Fiyat Farkı Faturası “Sahte Fatura” Mıdır?

ÖZ

Bu Yazıda, “vade farkı ve fiyat farkı” faturaların vergi tekniği raporu ile “sahte fatura” sayılabilir mi hususu irdelenecektir. Yazı, örnek uygulama üzerinden paylaşılacaktır. Buna göre, sanayici bir vergi mükellefinin düzenlemiş olduğu (3) adet fiyat farkı ile (2) adet de vade farkı faturasının “sahte fatura” olarak olarak nitelendirilerek, mükellef hakkında Vergi Tekniği Raporu düzenlenmesi, mükellefin “sahte fatura düzenlemekten” özel esaslara (sakıncalı mükellefler listesine) alınması, mükellefin KDV iadesinin yapılmaması, 5 yıl hapisle yargılanması bu yazıda değerlendirilecektir.

KONUYA İLİŞKİN AÇIKLAMA VE DEĞERLENDİRME

Mükellef Şirket 52 kişi istihdam etmekte olup, uzun yıllardır sanayicilik yapmakta ve hakkında bugüne kadar herhangi bir sahte fatura düzenleyicisi veya kullanıcısı isnadı yapılmamıştır.

Mükellef Şirket; 2015 yılında düzenlemiş olduğu muhtelif faturalar için 2017 yılında (3) adet (toplam tutarı 210 bin TL civarında) fiyat farkı faturası düzenlemiştir. Fiyat farkı faturaları, önceki yöneticinin/pazarlamacının bilinçli bir şekilde müşteriye düşük fiyattan fatura kestirmeleri sonucu ortaya çıkmış olup, fiyat farkıfaturalarının nasıl hesaplandığı detaylı olarak vergi denetim elemanına izah edilmiştir.

Aynı şekilde 2015 yılında düzenlenmiş ve fakat tahsil edilemeyen faturalar dolayısıyla (2) adet (toplam tutarı 25 bin TL civarında) vade farkı faturası düzenlemiştir. 2 adet vade farkı faturasının nasıl hesaplandığı, dayanağı, illiyet bağı bulunan malın ilk satışına ilişkin  faturalar vs. tamamı vergi denetim elemanına izah edilmiştir.

VERGİ TEKNİĞİ RAPORU DÜZENLENMİŞTİR

Bütün bunlara rağmen; mükellef şirkete söz konusu faturalar gerekçe gösterilerek, “Vergi Tekniği Raporu”düzenlenmiştir. Ancak herhangi bir Vergi İnceleme Raporu düzenlenmemiş, herhangi bir vergi tarhiyatı veya ceza önerilmemiştir. Vergi Tekniği Raporu ile birlikte mükellef “kısmen sahte fatura düzenleyen firma” statüsüne sokulmuş, özel esaslara alınmış, KDV iadeleri durdurulmuş, 5 yıl hapisle yargılanması için adli makamlara bildirim yapılmıştır.

DÜZENLENEN FİYAT FARKI VE VADE FARKI FATURALARI İLE VERGİ ÜRETİLMİŞTİR

Belirli bir dayanağa ve kaynağa bağlı olarak düzenlemiş olduğu fiyat farkı ve vade farkı faturaları mükellef şirket tarafından, defter kayıtlarına alınmış, muhatabı olan karşı firmaya gönderilmiş, gelir ve hesaplanan KDV olarak kaydetmek suretiyle, KDV ve Kurumlar Vergisi üretmiş, Hazine aleyhine bir vergi kayıp kaçağı ortaya çıkmamıştır.

SÖZLEŞME ZORUNLULUĞU

Mükellef kuruma getirilen eleştirilerden bir tanesi de; söz konusu faturaları düzenleyebilmesi için muhatap firma ile karşılıklı “sözleşme”sinin bulunmadığıdır.

Bilindiği üzere; ülkemizde uygulanan sistem “sözleşme serbestisi” sistemi olup, yasaların zorunlu olarak yapılmasını öngördüğü sözleşmeler dışında kalanlar için sözleşme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, karşılıklı iki tarafı da “tacir” olan iki şirket arasında fiyat farkı ve vade farkı faturası düzenlenebilmesi için sözleşme bulunması şart değildir.

KAÇAKÇILIK SUÇUNUN İŞLENEBİLMESİ İÇİN “KASIT” ŞARTTIR

Vergi Tekniği Raporu’na göre mükellef şirket “kısmen sahte fatura düzenleyen” bir firma olmasından dolayı, Vergi Usul Kanunu’nun 359’ncu maddesi uyarınca “kaçakçılık suçunu” işlemiştir. Halbuki; bir fiilin suç olabilmesi için öncelikle “kasıt” unsurunun olması gerekir. Bir suçun gerçekten “var” olabilmesi için, o suçun işlenmesine yönelik bilinçli, bilerek ve isteyerek eylemde bulunulması gerekir. Bu hukuk kuralını olayımıza indirgersek, sahte olduğu iddia edilen (5) adet faturanın, sahteliğini bilerek ve sahte olmasını isteyerekfatura düzenlenmesi gerekmektedir. Halbuki olayımızda mükellef şirketin, söz konusu (5) adet faturayı bilerek ve isteyerek sahte fatura olarak üretme arzusu yoktur. Sahte faturalarda ana unsur olan “hiç olmayan bir ticari alışveriş” karşılığında düzenlenmiş olması durumu burada yoktur. Tam tersine, faturaların mükellef şirket yönünden ticari bir dayanağı, geçmişte kesilen faturalarla ilgisi, illiyeti, bağı ve ilişkisi vs. vardır. Kaçakçılık suçu işlediği iddia edilen mükellef şirketin; ticari bir dayanağı ve kökeni bulunan 5 adet fatura düzenlemesinin, beyan etmesinin ve Hazine’ye vergi ödemesinin ne tür bir “kaçakçılığa” yol açtığı söz konusu Rapor’da yazmamaktadır. Mükellef şirketin “nasıl”, “neden” ve “ne kadar” kaçakçılık yaptığı, ne kadar vergi kaçırdığı söz konusu Vergi Tekniği Raporu’nda açıklanmamıştır.

TİCARİ HAYATA MÜDAHALE

Vergi Denetim Elemanı; ticari hayata karışamaz, zorlayamaz, şart dayatamaz, karar ve hüküm veremez. Ticari hayatın renkliliği, çeşitliliği ve binbir tarzda gerçekleşme ihtimali olan alışveriş şartlarını tespit etmesi yasal değil, görevi değil, ayrıca ticari olayın bütün yönlerini ve gerçekleşme biçimini detaylı olarak bilmediği için hukuki de değildir. Mükellef şirketin ne zaman “fiyat farkı”, ne zaman “vade farkı” faturası keseceğine karar veremez. Olayın vergi boyutu dışına çıkılarak Borçlar Hukuku ve Ticaret Hukuku boyutlarına girmek doğru değildir. Borçlar Hukuku ve Ticaret Hukuku konularında uzman hukukçular ve yargı mercileri dahi tam ittifak halinde karar veremez iken, Maliye denetim elemanlarının, uzmanı olmadıkları konular ve olayın ticari gerçekleşme detayına tam hakim olmadıkları bir zaman ve zeminde, “fiyat farkı” faturası kesilmemeliydi, “vade farkı” faturası kesilmemeliydi gibi “karar ve hüküm” vermeleri anlamsızdır, gereksizdir, şartları zorlamaktan başka bir şey değildir. Vergi Denetim Elemanı sadece vergi kayıp kaçağı var mı, yok mu buna bakar. Bir de mükelleflerin, bilinçli, iradi, bilerek ve isteyerek bir sahtecilik suçu işleyip işlemediğini görmüş ise ilgili mercilere bildirir. Hangi şirketin hangi şirkete ne şartlarda “fiyat farkı / vade farkı” faturası keseceği kendi bileceği iştir. Eğer söz konusu faturaların düzenlendiği muhatap firma faturaları kabul etmez ise, yasal yollardan itiraz eder ve konu ticaret mahkemesine gider.

SONUÇ

Şirketlerin duruma ve ihtiyaca göre zaman zaman “vade farkı” veya “fiyat farkı” faturaları düzenledikleri görülmektedir. Söz konusu faturaların belirli bir ticari dayanağı var ise ve daha önceden kesilmiş faturalar ile illiyet bağı var ise, tartışmasız bu tür faturalar düzenlenebilir. Bu tür faturaların “sahte fatura” olarak nitelendirilmesi doğru bir uygulama değildir. Ama maalesef, bu tür faturaları “sahte fatura” olarak nitelendirip, mükellefleri “kısmen sahte fatura düzenleyen firma” statüsüne koyup, özel esaslara alan, kaçakçı damgası vuran, yetkilisinin 5 yıl hapisle yargılanmasını talep eden, KDV iadelerini durdurmasına neden olan vergi tekniği raporları ile de karşılaşmaktayız. Bu tür davaların vergi mahkemelerinde mükellefler lehine sonuçlanacağını düşünüyoruz.

Nesimi Yaşar
Yeminli Mali Müşavir
E. Maliye Başmüfettişi
nesimiyasara@gmail.com

Kaynak: www.MuhasebeTR.com 
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

Özlem YAMANAVCILAR

Serbest Muhasebeci, Mali Müşavir.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir